![]() |
| Ayşe Sarikaya aysheart@gmail.com
Bu kez röportaj köşemizde genç ve başarılı model olan aynı zamanda gelecek vaad eden mekan işletmecilerinden Taha Şahin'i agırlıyoruz.
Geçtigimiz kasım ayında organizasyonunu gerçekleştirdigimiz ayakkabı defilemde tanıştıgım ve çalışma fırsatı buldugum Taha ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Dilerseniz sordugum sorular ve verdigi yanıtlar ile Taha Şahin'i hep birlikte tanıyalım.
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Taha Şahin Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Aslen Sivas Koyulhisarlıyım.
1986 yılında istanbulda doğdum ve burada büyüdüm.
3 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum.
Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.
Hayatta en çok zevk aldığım şeylerden birisi nargile içmektir.
Bunun dışında Futbol, basketbol,yüzme, voleybol, taekwondo, satranç, bilardo,masa tenisi gibi bir çok sporla ilgileniyorum Lisanslı sporcuyum.
Her insan gibi tatil yapmayı , gezmeyi, eğlenmeyi çok severim.
Boş vakitlerimde kitap okumayı sevmem çünkü kitap okumak için kendime özel vakit ayırırım.
Ögrenim durumunuz?
Üniversite mezunuyum. İkdisadi ve idari bilimler fakültesi işletme mezunuyum.
Hedefleriniz?
Ticaretten gelen bir ailenin çocuğu olduğum için kendi şirketimizde büyük ve kalıcı işler yapmayı planlıyorum.
Ayrıca bunların yanında bana heyecan veren mankenlik ve oyunculuk ile ilgili daha güzel projelere imza atmak istiyorum.
Modellik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
2 yıl önce model bir arkadaşımın vasıtasıyla tanıştım. arkadaşımın ısrarı ve önerisiyle ilk defileme çıktım.
Türkiye'de modellik meslegini nasıl buluyorsunuz?
Modellik mesleği türkiyede hak ettiği değeri bulmadığını düşünüyorum.
Ön yargıların çok fazla olduğu bir meslek.
Model olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir?
Dışarıdan göründüğü gibi kolay bir meslek degil.
Çeşitli hava şartlarında ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyoruz.
Karlı veya yağmurlu havalarda incecik giysilerle veya üstsüz poz vermemiz gerekebiliyor.
Ayrıca mesai saatleri belirli olmaması bu mesleğin en büyük zorluklarından birisidir.
Severek ve eğlenerek yaptığım için bu işimi biraz daha kolaylaştırıyor.
Kimleri başarılı buluyorsunuz?
Jon Kortajarena ve Patrick Petitjean'ı başarılı buluyorum.
Modelligin yanısıra mekan işletmeciligi işine de girdiniz.Nasıl gidiyor?
Evet mekan işletmeciliği istediğim ve düşündüğüm bir işti.
Fakat yanlış insanlarla bu işe başladım. Ve bu işletmeciğe devam etmeme kararı aldım.
Ama yakın zamanda daha yeni ve daha güzel projelerde yer almayı düşünüyorum.
Çalışmakta oldugunuz sektörlerden memnun musunuz?
Aile şirketimizin bünyesinde olan uluslar arası taşımacılık , inşaat ve depoculuk işlerinden memnunum.
Modelliğide severek yaptığım için bu işimden de memnunum.
Kısacası yaptığım her işten büyük keyif alıyorum.
Moda ile aranız nasıl?
Mesleğim icabı modanın içinde olduğumuz için modayı sıkı takip edebilme fırsatım oluyor.
Takip ettiginiz marka yada tarzını begendıgınız modacılar var mı?
Evet beğendim markalar ve birçok türk modacı var.
Yakın tarihte hayata geçirmek istedikleriniz?
Oyunculuk eğitimi alarak iyi projelerde yer almak istiyorum.
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Herkese sağlık huzur ve mutluluk diliyorum.
EN BÜYÜK AŞK BEŞİKTAŞK =)
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
|
Ayse Sarikaya
BU BLOGDA YER ALAN HABER VE FOTOGRAFLAR İZİNSİZ VE KAYNAK GÖSTERİLMEDEN YAYINLANAMAZ.
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Şubat 2013 Pazartesi
Taha Şahin İle Röportaj
24 Şubat 2013 Pazar
Şuayip Dağıstanlı İle Röportaj
![]() |
| Ayşe Sarikaya aysheart@gmail.com
Hayat hikayesi ve yaşam felsefesi ile takdir edilmeyi hakeden Şuayip Dagıstanlı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Kendisini daha yakından tanımak için birtakım sorular yönlendirdim oda içtenlikle yanıtladı.Fazla vakit kaybetmeden ,kendisiyle yaptıgımız keyifli söyleşiye geçelim.
Öncelikle sizi tanımak isteriz.Şuayip Dagıstanlı Kimdir? Bize kariyer hayatınızda başarıya uzanan hikayenizden bahseder misiniz?
26 Ağustos 1969'da Dağıstan’ın Highland Village Hindag bölgesinde büyük bir ailede doğdum.
Tıpkı diğer Kafkas halkları gibi aile içi ilişkilerimiz, geleneklerimiz ve birbirimize olan bağlılığımız bizi dış dünyadan soyutlayıp masalsı bir atmosfere taşırdı… Henüz küçük bir çocukken dağlarda yahut çalışırken kendimi bir prens olarak beyaz atın üzerinde hayal ederdim... Her zaman içimde denizleri, dağları aşıp farklı medeniyetlere açılacağım hissi mevcuttu. Çocukluktan gençliğe uzanan bu yıllarda rüyalarımı öncelikle Kanada’ya gitme hayali süslüyordu. Ancak o yıllarda Kanada’ya gitmek için vize almak çok zordu. Ve kısa bir süre içinde buna yaşadığım kaza da eklenince Kanada planlarımla ve beyaz atımla vedalaşmak zorunda kaldım… İnsanların yaşamında öyle olaylar vardır ki, yıkım gibi ve bir son gibi görünse de aslında her şeyin başlangıcı olan o altın noktadır. Birçok şey o noktadan sonra gerçeküstü bir devinim kazanır ve insanın içindeki gerçek gücü harekete geçirir. Benim yaşamımdaki altın noktalardan biri de, o elim kaza idi aslında… Liseden sonra Dağıstan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde öğrenim gördüğüm yıllarda henüz bir öğrenciyken 1989’da geçirdiğim kazada omurilik zedelenmesi yüzünden bedenimin büyük bölümü felç oldu. Modern tıp tedavileri ile felç durumunun yüzde ellilik bir bölümü kısmen iyileşti. Ancak en gelişmiş tekniklerle de olsa siz adım atmaya karar vermediğiniz takdirde vasıtasız yürüyemeyeceğiniz gibi, şifa da beyinde güçlü ve kararlı olma süreci ile gerçekleşiyor. Bu noktada iş bana düşüyordu… İşte o uzun süreçte alternatif tıp konusunda yaptığım kapsamlı araştırmalar ve çalışmalar ile içimdeki o özel enerjiyi uyandırarak hücrelerimi yeniden canlandırmayı başardım. Bu aslında birçok insanda var olan bir potansiyel enerjinin eğitimi ve kullanım kılavuzunu edinmekle mümkün oluyor. Buna en çok ihtiyacım olan o dönemde tabiri caizse bir patlama şeklinde bendeki bu farkındalık gerçekleşti. Artık beyaz atıma binebilir ve hayallerimin peşinde dört nala gidebilirdim. Ama bambaşka hayallere sahip, bambaşka bir insan olarak.
Egitiminiz?
İlkokulu doğduğum Hindah köyünde, ortaokulu Babayurt kasabasında yatılı olarak okudum.
Liseyi Dağıstan'ın başkenti Mahaçkale'de bitirdikten sonra Dağıstan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde (1986-1992) öğrenim gördüm. Kaza sürecinden sonra bendeki özel durumu ve özel enerjiyi fark eden Rus bilim adamları ve doktorlar beni alternatif tıp eğitimine yönlendirdiler. Onların maddi ve manevi yardımlarıyla Moskova'da ve Kiev'de Alternatif Tıp üzerine eğitim gördüm. Daha sonra 1991' de Kuzey Kafkasya' da ilk ezoterik bilim merkezinin kurdum. 1996'da Moskova'da Birleşmiş Milletler ve UNESCO tarafından kurulan komisyonca verilen 'Alternatif Tıp İlimleri Doktoru' ünvanını kazandım.
Amacınız?
Eğitim sürecimden sonra Türkiye’ye gelmeye ve yaşamak için bu ülkeyi seçmeye karar verdiğim yıllarda henüz alternatif tıp alanı bilimsel bir platformda değerlendirilmiyordu.
Türkiye’de bu alan, şüpheyle yaklaşılan ve ispatlanmamışfaraziyelere dayalı gibi algılanıyordu. İlk yıllar bu önyargıyı kırmak adına kararlı ve emin adımlarla ve yoğun çalışmalarla geçti. Bu arada ülkede,tedavinin olumlu sonuçları ve yapılan müspet araştırmalar ile, alternatif tıbbın ve biyoenerjinin sağlıktaki önemi gittikçe somut bir gerçeklik kazandı ve ispatlandı. Tüm bu veriler insanlarda güven oluşturarak onların ilgisini bu alana yönlendirdi. Amacım aslında insanların içinde var olan fakat kendi farkında olmadıkları o ışıltılı,sonsuz hazineyi keşfetmelerine rehberlik etmekten ibarettir. Her insanın birbirinden farklı olan kişisel anahtarınıellerine vermektir. Ve onlara sadece anahtarı çevirmek ve kapağı açmak kalacaktır.
Bioenerjinin tarihi çok eski çağlara dayanıyor fakat Türkiye’de çok fazla bilinen,belki de doğru algılanan bir konu değil. Siz bioenerjiyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye’de alternatif tıp alanı yeni yeni hak ettiği değeri bulmaya başladı.
Ancak bu durumun oluşmasında ülkede bu alanla ilgili akademik kuruluşların,üniversitelerin, ciddi eğitim merkezlerinin olmaması büyük etkendi. Alternatif tıp, modern tıbba karşı ve zıt bir alanmış gibi yanlış bir izlenim de mevcuttu. Bu duruma, akademik eğitimi ve yeterliliği olmayan kişilerin kendilerini biyoenerji uzmanı gibi göstererek halkı sömürmeleri ve kandırmalarıda neden oldu. İnsanı yalnızca fizik bedenden ibaret, otomatik biyolojik bir robot olarak görürsek çok yanılmış oluruz. Bedenimizdeki sinir hücreleremizi, beynimizdeki, nöronlar arasındaki trafiği, durup dinlenmeyen organlarımızdaki harika ve uyumlu devinimi kısaca bizi yaşayan, nefes alan ve en önemlisi de düşünen ve duygulanan bir yaratılış harikası olmamızı sağlayan asıl unsur, organizmayıharekete geçiren asıl güç, biyoenerji gücümüzdür. Sadece insanda değil, dünyadaki birçok varlıkta bir enerji mevcuttur. Hatta cansız olarak addettiğimiz su moleküllerinde ve taşlarda bile. Ancak bu enerjinin miktarı,yoğunluğu ve şekli her insana göre değişkenlik arz eder. Fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulmasının altında yatan baş etken işte bu biyoenerji alanında ve aura kalkanındaki bozulmalar ve kırılmalardır. Bu bir döngüdür. Pozitif enerji ile desteklenen zihinsel- bedensel-ruhsal bir döngü. Çalışmakta oldugunuz sektörden memnun musunuz? Kendi adıma Türkiye’de bu alanda öncü isimler arasında olmak her ne kadar ilk etapta zor yıllardan ve aşamalardan sonra gerçekleştiyse de benim için oldukça mutluluk ve gurur verici.
Uyguladığım yöntemler sonucu hastalarımda oluşan memnuniyet ve mutluluk benim enerjimi ikiye katlıyor ve günden güne çoğaltıyor.
Şifa dağıtmak , tüm zorlukları unutturan ve yok eden manevi bir doyum sağlıyor. Oyüzden mevcut olumsuzlukların mesleğimi etkilemesine izin vermiyorum. Bu sektörün Türkiye’de tam bir olgunluğa ulaşması, daha önce de belirttiğim gibi akademik bir altyapı üzerine oturtulması ile mümkündür. Şu an bir olgunlaşma sürecinde olduğumuzu söyleyebiliriz. En azından modern tıp bu alanıdesteklemeye başladı ve artık halkımız da bu konuda eskiye oranla daha bilgili ve bilinçli.
Çeşitli sanat dallarında aktif olarak görev alıyorsunuz/çalışmalar yürütüyorsunuz.Bize kısaca bunlardan bahsedermisiniz.
Sanata bir hobi olarak başladığım yıllarda doğa ve insan temasını işlediğim resim çalışmalarım oldu.
Daha sonraki yıllarda çok sevdiğim hocam Prof.Dr.İsmail Tunalı’nın tavsiyesi üzerine yönümü hat sanatına çevirerek bu alanda bir ilki gerçekleştirdim. Akrilik çalışmalardan sonra taşlarınışıltılı ve büyülü enerjisini keşfederek onları eserlerimde kullanmaya karar verdim. Yaptığım her çalışma , içine enerjimi aktardığım yüzlerce minik kristal taştan oluşuyor. Her bir taşı yerine yerleştirirken içim enerji ve sevgiyle doluyor ve bu benim için için sanatsal bir çalışmadan ziyade bir meditasyon ve arınma yöntemi haline geldi. Bunun dışında dans alanında da uzun yıllar performans gösterdiğim etkinliklerde bulundum. Özellikle Kafkas dansları ve Sufi dansları konusunda gerek eğitmenlik vasfı ile gerek gösteri bazında aktif çalışmalarda yer aldım. Son zamanlarda fotoğraf sanatı ile amatör olarak ilgilenmeye başladım, Doğayı,canlıları en doğal ve yalın halleriyle gözlemlemek ve yaşamın içinde yakalamak oldukça keyif verici.
Bioenerji ile ilgili kitaplarınız da bulunuyor.İlk fırsatta kitaplarınızı temin edecegim.Sizce Türkiye yazarlara hak ettiği desteği verebiliyor mu?
İlk kitabım 'Biyoenerji ve Alternatif Tıp' dört baskı yaptı. Bu kitabımda okuyucularıma, kendilerine uygulayabilecekleri doğal yöntemlerle sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını veriyorum.
Tedavi merkezi olarak hizmet verdiğim Şua Human Academy Biyoenerji Merkezi haricinde Türkiye’deki ve başka ülkelerdeki çeşitli dernek ve kuruluşlarda, kendini programlama, psikolojik denge idmanı, içimizdeki enerjiyi pozitif yönde kullanarak kendini geliştirme, hayattaki görevimizin farkına varma gibi insanın kendisini aşması ve dünyayla bütünleşmesi konulu konferanslar, seminerler verdim ve 70’e yakın televizyon ve radyo programına katıldım. Tüm bunlar benim çok sayıda insana bir şekilde ulaşma ve onlarda farkındalık yaratma gayem sonucu gerçekleşti. Ancak bunlar arasında yazdığım kitapların yeri çok farklıdır. Kitap, bize ulaşamayan insanlara bizi ulaştıran en basit ve etkili vasıtadır çünkü.
Türkiye'de yazar olmanın zorlukları/ kolaylıkları nelerdir?
Ne yazık ki, kitapların bizim istediğimiz oranda ve sayıda okuyuculara sağlıklı bir şekilde ulaşmasının yegane sorumlusu biz olamıyoruz.
Bu konuda yayınevlerine ve kitap dağıtım şirketlerine büyük görev düşüyor. Ben de bu konuda çeşitli sıkıntılar yaşadım ve hala yaşıyorum. Birçok insan kitaplarımı edinmek istediklerini ancak ulaşamadıklarınıbildiriyor. O yüzden hem bizlerin emekleri ve çabası, hem de eserlerden faydalanabilecek insanlar zarar görüyor. Bu zararları engellemek adına yayınevleri ve diğer ilgili kuruluşlardan daha ciddi ve sağduyulu çalışmalar bekliyorum.
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Daha önce bahsettiğim üzere, yaşantımdaki dönüm noktasını oluşturan o altın nokta yani kaza sürecim, şu anki yaşam felsefemi yapılandırmamda oldukça etkili oldu.
Bu felsefe, sonraki süreçte de gelişerek olgunlaştı. Yaşadıklarımın ve şahit olduklarımın bana öğrettiği en önemli olgu, affedici olmaktır. Başta kendimize, öz benliğimize ve daha sonra çevremizdeki herkese karşı affedici olmak kişiyi özgürleştirir ve güçlü kılar. Affedemeyen insan, affetmediği şeye kendini prangalar ve onun tutsağı olur. Ausey’in çok sevdiğim bir sözü benim hayat ilkelerimden bir diğerini çok iyi açıklar : “Düne takılmak, bugünün ayağını sakatlar, yarının gözünü kör eder…” Hayatımda değer verdiklerim, manevi hazinelerim ve birikimlerim haricinde asla geriye bakmamak gerektiğine inanırım. Çünkü yaşam, “an”noktasında gizlidir. Ne artık biten geçmişte, ne de bir hayal olan gelecekte. İnsanın içindeki gücü en verimli haliyle kullandığı takdirde kendisinden başka hiçbir insana muhtaç olmamayı öğreneceğine inanıyorum. Bu benim hassas noktalarımdan biridir. Kazadan sonra uzun süren yatak mahkumiyetimde bu duyguyu ve onun getirdiği ağırlığı, üzüntüyü en derin şekliyle bizzat yaşadım. Dualarım hep kimseye muhtaç olmama yönündedir. Muhtaç olmayan insan, mutlu ve güçlü insandır. Yine yaşam felsefemin önemli bir diğer yapıtaşı, şükürdür. İsyan, her ne koşulda olursa olsun benim lügatimde yeri olmayan bir kelimedir. Şükrettikçe nimetler çoğalır, evren size kapılarını en cömert şekilde açar. Yaratıcı ile olan bağlarınız güçlenir. Umarım bundan sonra insanlarımıza daha çok sağlık, daha çok mutluluk dağıtma elçiliğini layıkıyla yerine getirmeye devam ederim. Zira ben de yaşama gücümü bu şekilde yeniliyorum. Röportaj:Ayşe Sarikaya |
Volkan Çolpan İle Röportaj
![]() |
| Ayşe Sarikaya aysheart@gmail.com
Sohbetler serimizin konugu yakışıklılıgı ile bayanların gözdesi ve oyunculugu ile adından söz ettiren Volkan Çolpan oldu.
Başarılı ama bir o kadar da mütevazi olan Çolpan ile tiyatro,sinema,güncel konular ve kendisi hakkında daha önce sorulmamış
soruları yönelttik eglenceli bir sohbet gerçekleştirdik.
Ben yakinen tanıyorum ama tanımayanlar için Volkan Çolpan Kimdir?
29 Haziran 1976 İstanbul dogumluyum.Aslen baba tarafından Erzurumluyum.
Burçlarla ilgili pek bilgi sahibi degilim ama en azından hangi burç oldugumu biliyorum Yengeç burcuyum.
Bir dönem modellik yaptım.Keyif alarak oyunculuk yapıyorum ve bu işe baş koydum.
Hobileriniz?
En büyük hobim spor.Daha ilkokul yıllarında sporla ilgilenmeye başladım.Uzun yıllar lisanslı basketbol oynadım sporla büyüdüm diyebilirim.
Bu disiplin hayatımın her noktasına olumlu bir şekilde yansıdı.Ne yazık ki üniversite hazırlık kursu,okul stresi ve bel sakatlıgı gibi faktörlerden
dolayı lisanslı basketbol hayatımı noktalamak zorunda kaldım.Artık sadece arkadaşlar arasında oynamak ile avunuyorum.
Basketbolun yanı sıra Snowboard tutkunuyum.Kış aylarında oldukça sık kaymaya gidiyorum.O sessizlik ve kar havası beni şehir stresinden kurtarıyor.
Egitiminiz?
İlk olarak İstanbul Üniversitesi ithalat-ihracat Bölümü ardından, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinde egitim alarak başarılı bir şekilde mezun oldum.
Ayla Algan Ekol Drama: Yaratıcı Drama-Oyunculuk
Çiğdem Kiziroğlu : Diksiyon
Şahika Tekand : Oyunculuk gibi egitimler de aldım.
Şu anda ise Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümünde yüksek lisans yapıyorum.
Oldukça yogun bir ders temposu devam ediyor.Tiyatro ile ilgil sürekli birşeyler okumak durumundayım .
Amacınız?
İlk olarak önümdeki kısa vadeli amaç;okulu bitirmek.Vaktimin ve enerjimin çogunu okula yönlendirdim.
Mükemmelliyetçi biriyim sürekli yetersizlik hissi içinde kendimle savaşırım.
Tiyatro ile tanıştıktan sonra tek amacım;bu meslekte her gün bir üst kademeye çıkabilmek oldu.
O kadar hareketli ve kaygan bir zemin ki,bu meslegin ucu bucagı görünmüyor.Suyun üzerinde durmaya çalışmak gibi birşey.
Altına saglam bir zemin oluşturmak istiyorsun.
Hedefleriniz?
Şu anda peşinden gittigim tiyatro da,oyunculuk mesleginde daha ileri gidebilmek.Oldu demeden her anı bu işle doldurabilmek.
Tabiki bir yandan da şehrin çetin şartlarında da mücadele ediyoruz.
Her ne kadar maneviyat ve saglık önemli desekte maddi durumları da gözardı edemiyoruz.Şu anda ki standartlarımı korumak da
bu hedefler arasında.:)
Modellik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
1996 Yılında Erberk AJans'a gittim ve ben model olmak istiyorum dedim.Böylece modellik ile ilgili yol aldım.Birçok fotograf çekimi
ve defilelerde çalıştım.
2001 yılında Best Model Of Turkey yarışmasında üçüncülük elde ettim.
Türkiye'de modellik meslegini nasıl buluyorsunuz?
Açıkçası çok uzun zamandır o piyasanın dışındayım.Son zamanlarda sadece işlerin esksi gibi olmadıgını biliyorum.
Ben başladıgım zamanlar da bile artık son dönemlerini yaşıyordu modellik.
Ama çok güzel defileler yapılıyordu.Büyük ve kapsamlı defilelerdi bunlar.Ugurkan Erez,Öner Evez,Bilge Tugsuz bu
sektörde çok güzel organizasyonlar ve kareografiler gerçekleştirdiler.Hepsiyle zevkle çalıştım.
Kimleri başarılı buluyorsunuz?
Son zamanlarda begendigim ve tanıdıgım hiçbir model ismi gerçekten veremeyecegim.
Oyunculuga nasıl başladınız,nasıl gidiyor?
Oyunculuk ile ilgili birçok deneyim kazandım ama ilk adımı Acı Hayat dizisi ile atmış oldum.
Ardından Sagır Oda,Aşk Bir Hayal,Arka Sokaklar gibi dizilerde rol aldım.
Halen devam ettigim çeşitli firmaların reklam filmlerinde de oynadım.
Bu işi yapmaya karar verdigimde akademik bir egitim almam gerektigini zorunluluk olarak gördüm ve
Haliç üniversitesi Tiyatro Bölümünde yüksek lisansa başladım.
Akademik kariyer yapmış kişilerle tiyatro üzerine çalışmak oldukça farklı ve zor bu sebeple oldukça yogun çalışıyorum.
Hocalarımızı her biri Profesör ve Doçent seviyesinde oldukları için bizlerden beklentileri de o denli yüksek oluyor.Bende bu durumdan fazlasıyla memnunum.
Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.
Her zaman söyledigim gibi bulundugum sektörün zemini çok hareketli ve hiçbir zaman güvende degilsiniz.
Nasıl bir izleyicisiniz?
Çok eleştirel gözle bakan bir izleyici değilim.Her yapılan işi bir emek olarak görüyorum.Kötü işler de seyredebiliriz.O işler de bir bakış açısı kazandırır hem seyirciye hemde oyuncu olarak bizlere.Ama iyi diziler iyi filmler seyretmek tabiki ayrı keyif veriyo.
Takip ettiginiz bir dizi var mı?
Çok sıkı bir dizi film izleyicisi olduğum söylenemez.Hayatım boyunca 1. bölümden son bölüme kadar izlediğim tek dizi Ezel oldu.
Gerek kurgusu gerek senaryosu gerekse oyunculukları gerçekten benim zevkle izlediğim bir işti.
Şu anda da yine Kerem Deren in senaryosunu yazdığı Uçurum dizisini takip ediyorum.Yaptığı işlerin içinde olmayı istediğim bir senarist açıkcası.
Yabancı dizilerden ise Damages dizisini seyretmeye başlicam bu aralar.
Peki, Tiyatro ile nasıl tanıştınız?
Tiyatro ile ilk olarak 5 yıl önce Su Sanat Merkezinin çıkarttıgı Velevki Tartüf oyunu ile tanışma fırsatı buldum.
Yeni bir tiyatro oyunu var mı?
İkinci Kat / Sıfırnoktaiki Tiyatro Grubu'nun AUT isimli oyunu var.Oldukça talep gören ve begenilen bir oyun.
Cuma ve cumartesi günleri İstiklal Caddesinde ki sahnemizde oynuyoruz.
Yerli ve yabancı begendiginiz oyuncular ?
Yerli oyunculardan;Taner Birsel,Selçuk Yöntem ve Erdal Beşikçioglu.
Yabancı Oyuncular belki klişe olacak ama Al Pacino,Russell Crowe,Morgan Freeman.
Sinemaya dair planınız var mı? Nasıl bir proje de yer almak istersiniz?
Özellikle uzun metrajlı bir dönem filminde rol almak isterim.
Son izlediğiniz sinema filmi?
En son izlediğim film The Son Of No One .Al pacino nun bir filmi.
Çalıştıgınız sektörden memnun musunuz?
Oldukça zor bir sektör fakat statik bir işte çalışamazdım.Sürekli bir koşuşturmaca içerisindeyim ve bundan keyif alıyorum.
Son senelerde sektör ciddi bir canlanma sürecine girmiş olsa da, henüz daha kat edilecek çok yol var.
Profesyonellik ve tekdüzelik konusunda zaafları olan bir sektör.Piyasada özellikle erkeklerde sürekli aynı oyuncular dönüyor.
Yenlige pek açık bir sektör degil.
Son dönemde yapılan sinema & dizi projelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gelişen teknolojinin de kullanılmasıyla birlikte sinema ve dizi projeleri iyi yerlere gidiyor.Buna en iyi örnek olarak Ezel
dizisinin bu piyasa da bir milat oldugu görüşündeyim.
Ardından yenilikler gelmeye başladı.Senaryo iyi olursa ortaya çıkan iş de iyi oluyor.Özellikle komedi dalında çok ince bir çizgi var ki
bu konuda da Gülse Birsel bu işi başaran isimlerin başındadır.
Diger komedi dalında ki yapılan projelere baktıgımda senaryolar çok baside indirgeniyor.Sonuç olarak ortaya çok kaliteli işler çıkmıyor.
Moda ile aranız nasıl?
Modayı elimden geldigince takip ediyorum.Son zamanlarda erkek pantolonlarının paçalarında daralma söz konusu.
Bazen rahatsız oluyorum ama bu aralar dar paça pantolonlar hoşuma gidiyor ve buna göre seçim yapıyorum.
Takip ettigin markalar yada Tarzını begendıgınız modacılar var mı?
Elbette,Dolce Gabbana ve Armani begenirim.
Günlük hayatında en rahat ettiginiz kombin?
Günlük hayatımda spor giyinmeyi tercih ediyorum.Jean ve üzerine yakası açık t-shirt ve kazaklar ile kombinlemeyi seviyorum.
vintage deri ceket tutkunuyum.Ayakkabılarda ise genelde spor ayakkabı kullanıyorum ve eskimiş bot görüntüsü de hoşuma gidiyor.
Son olarak eklemek istedikleriniz ve Hayat felsefeniz nedir?
Felsefem;Hayat tüm hızıyla devam ederken motivasyonumuzu kaybetmeden hedeflere koşmaktır.İnişleri ve çıkışları ile hayat her haliyle güzel.
Röportaj:Ayşe Sarikaya
|
Etiketler:
ayşe sarıkaya,
dizi,
manken,
model,
oyuncu,
röportaj,
tiyatro,
tiyatrocu,
ünlü,
Volkan Çolpan
Sevcan Yaşar İle Röportaj
![]() |
| Ayşe Sarikaya aysheart@gmail.com
Son dönemde güzelligi ile dikkatleri üzerinde toplayan,önemli başarılar ile adından söz ettiren başarılı model Sevcan Yaşar ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Sevcan bize kendinden bahseder misin ? Nerelisin ? , Nelerle ugraşırsın ?
1990 Dogumluyum,
İzmirliyim,
Tam bir doga aşıgıyım,
Sanata ve kitaplara ilgiliyim,
Spor yapmayı sever,Taekwondo,hentbol ve yüzmek gibi spor dallarıyla ugraşır.
Eğitim hayatını ve guncel kariyerini nasıl tanımlarsın ?
Ege üniversitesi Biyoloji üçüncü sınıf ögrencisiyim.
Son dönemde işler sebebiyle çok sık yurt dışında bulundum.Yogunluk basladıgı ıcın ıstanbul'da kalıyorum bu nedenle okulumu dondurmak zorunda kaldım.
Şu sıralar modelligin yanısıra oyunculuk dersleri alıyorum.
Modellik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştın? / Bu alanda başarıların nelerdir?
modellik küçüklügümden beri ilgi duydugum bir meslekti benim için.
Üniversitedeyken bu ilgime daha da yogunlaşmak üzere bir adım attım ve bir ajansa yazıldım.Sonrasında da yarışmaya katıldım.
İlk olarak Miss Model Of Turkey birinciligi, ardından Miss Model Of the World birincligi ve en iyi ulusal kostüm ödüllerini aldım.
Türkiye 23 yıldır bu yarışmada ilk defa benimle birincilik kazandı.
Yerli & Yabancı modeller arasından başarılı buldugun isimler?
Gisele bündchen,Natalia vodianova ve Tuğçe kazaz
Oyunculuk da yapmak istiyorsun.Bunun için egitimini de alıyorsun.Peki bu konuda sana rol model olan oyuncular var mı?
Demi moore
Peki modayla aran nasıl? Takip ediyor musun?
Evet ama daha çok moda beni takip ediyor gibi. Sezon da hangi renk ile yakınlaşıyorsam o bir süre sonra trend olarak gösteriliyor.
Hedeflerin Nelerdir?
Hedeflerimin büyük kısmını gerçekleştirdim.Ülkemi temsil ederek başarılar elde ettim.Ünlü markaların defilelerine çıkıyorum
ve çok yakında oyunculugu deneyecegim :)
Modellik alanında kendinde eksikligini hissettigin birşeyler var mı?
Çok heyecanlı olmam dışında modellikte bir eksigimi görmüyorum.
Benim koleksiyon çekimlerimi gerçekleştiren İlker Uzunalan ile sen de çalışmışsın.Onunla çalışmak nasıldı ?
Çok rahat bir çalisma oldu.Herseyden Önce karakteri güven verdi ve onceki calismalarini inceledigimde
çok basarili bulmustum o yuzden gönül rahatligiyla calistım :)
Son olarak eklemek istediklerin ?
Miss model yarışması 23 yıldır gerçekleştirilen Türkiye ve dünyada ki ilk modellik yarışmasıdır.
Türkiye'de tanıtımı çok iyi yapılmıyor olsa da Çin'de bu yarışma televizyonlarda canlı olarak yayınlandı.
Bizleri bandolarla kırmızı halılarla agırladılar.
Beni destekleyen ve bana en iyi ulusal kostüm dalında ödül kazandıran kotümün tasarımcısı Abdullah Ötoprak'a çok teşekür ediyorum.
Türkiye 23 yıldır ilk kez benimle birinciliği kazandı bunun için de gururluyum.
Röportaj:Ayşe Sarikaya
|
Ayça Kuru İle Röportaj
![]() |
| Ayşe Sarikaya aysheart@gmail.com
Son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Ayça Kuru ile online bir röportaj gerçekleştirdik.
Kendisini daha yakından tanıyalım ve başarı hikayesini hep birlikte ögrenelim.
-Öncelikle sizi tanımak isteriz.Ayça Kuru Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Elbette,1987 de İzmir doğumluyum.
Bale,dans ,zarafet,diksiyon,profesyonel ve tanınmış eğitmenlerden alınmış spikerlik-sunuculuk eğitimleri ,tiyatro drama eğitimleri vb. gibi birçok egitim aldım.
Ardından kendimi daha da geliştirmek ve ilerleyebilmek adına İstanbul'a yerleştim ve kariyerime burada devam ediyorum.
Miss Ege1.liği ve Miss Turkey 2009 güzellik yarışmalarından sonra eğitimlerimi daha da kuvvetlendirerek birçok tv kanalında sunucu olarak çalışmaya başladım . Son olarak show max te canlı yayın bir program sunuyordum.
Programın dışındada bir çok yerde modellik ve ladylik eğitimleri vermekteyim.
-Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz.
Hobilerim ata binmek , kısa mesafe koşu , scuba diving …sualtına baya bir ilgim var elimden geldiğince türkiye ve yurt dışında tüplü dalış turlarına katılıyorum. .. verdiğim eğitim (modellik ve zarafet eğitimi) hayatımın bir parçası şeklinde hareketlerim davranış tarzım …kısaca yaşam biçimim ile mesleğim doğru orantılı olarak gidiyor…
-Ögrenim durumunuz? / Aldıgınız egitimler?
Üniversite mezunuyum bu sektörde iyi bir şeyler yapabilmek içinde baya bir eğitim aldım bunların başlıcaları
Kral TV – NTV - Number One – world beauty chanel bünyesinde deneme çekimleri (2009)
Kral TV – Kral FM bünyesinde staj (2009)
Davranış sanatları semineri katılımı (2009)
“Kuşdili Eğitim merkezi” spiker ve sunuculuk eğitimi (2009)
Tiyatro eğitimi-Aksoy yapım : (Cüneyt ARKIN,Servet AKSOY, Bülent İŞBİLEN) 2009
Spikerliğe ilişkin kurallarla ilgili eğitim (Orhan ERTARHAN - TRT üst düzey yönetici) (Mayıs – Eylül 2009 )
Profesyonel – etkili konuşma eğitimi (Türkiye Radyoları Spikeri, eğitmen Attila SARIKAYALI) ( Mayıs- Haziran 2009)
Dilbilgisi, vurgulama – tonlama ve artikülasyon(boğumlama) özel ders eğitimleri(Türkiye Radyoları Spikeri, eğitmen Attila SARIKAYALI) (11 Mayıs 2009 – devam)
Metin değerlendirme metin – haber yazarlığı eğitimi (Doğan ŞENTÜRK-Fox haber ve Fox spor genel yayın yönetmeni)( Mayıs-Eylül 2009)
Yayın estetiği eğitimi (Gülgun FEYMAN - haber yayın yönetmeni) (Mayıs – Eylül 2009)
Attilla SARIDAĞ ve Gülgün FEYMAN ‘ dan sunuculuk spikerlik eğitimi (Mayıs-Eylül 2009)
Profesyonel fotoğrafçılık eğitimi ( Nisan 2008)
Hitabet, sunuş teknikleri eğitimi(TRT spikeri Enver SEYİTOĞLU ) ( Ocak 2008 )
Fonetik diksiyon, güzel konuşma eğitimi (TRT SPİKERİ Enver SEYİTOĞLU) (Aralık 2007)
Beden dili eğitimi (TRT spikeri Enver SEYİTOĞLU) (Kasım – Aralık 2007)
İzmir center spor salonu zarafet dersi (Aslı Tonyak)(2005)
İstanbul zarafet dersi ( Oya Ölçen )
İlkyardım eğitimi ( Mayıs – 2008 )
-Modellikle ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?
İzmir de gerçekleşen bir gelinlik fuarında tanınmış bir modacının özel bir gelinliğini daha 16-17 yaşında giymiştim.
Değişik bir koreografi ile baş manken olarak podyuma çıkmıştım ve defile sonundada gelinlik ile ata binmiştim . Basının geniş bir yer verdigi bir haberdi.Daha sonra katıldığım bir güzellik yarışmasında aldıgım derece ile de sektöre adım atmış oldum ….
-Egitmen gözü ile yeni nesil modellerden kimleri başarılı buluyorsunuz?
Şuana kadar 1100 öğrenci mezun ettim bunların çoğu dizilerde yer almaya başladı .
Çoğunu da podyumlarda görüyoruz. Bu sene de fashıon week de adından baya söz ettirecek bir çok modelim var ve kendileri emin adımlarla modellik mesleğini layıkı ile yerine getiriyorlar.
Güzel işlere imza atan MERVE ERMURAT adında 183 boyunda muhteşem bir manken var geleceğin en iyi modellerinden biri olmaya aday aynı şekilde erkeklerdende YUSUF ÖĞÜT , UFUK DEĞER , VEDAT BEHAR , ALTTUĞ ELVERİŞ,UĞURCAN ATILGANDA adından baya söz ettirecek modellerin başında geliyor
-Kariyer Hedefleriniz / Başarılarınız ?
Şuanda sektördeki en iyi ve tek mankenlik okulu biziz. Okulumuz gün geçtükçe büyüyor çok daha iyi yerlere gelmesi en büyük amacımız hedefimiz ise sektörde hiçbir şekilde eğitimsiz modelin kalmaması .. şu anda bile modacılar eğitimli modelleri tercih etmeyi başladı bile… yavaş yavaşhedefimize ulaşıyoruz….
-Çalışmakta oldugunuz sektör ile ilgili düşünceleriniz ?
Sektörde şuan çok fazla yabancı model bulunuyor.Zamanında yerli modellerin yanlış tavırları ve olumsuzlukları yüzünden türkiye'ye getirilmeye başlanan furya devam ediyor ve yerli modellerin önünü kesiyorlar.Modacıların ve firmaların hem egitimli hem de hevesli olan yerli modellere şans vermelerini ve türk modellerin tekrar gündeme gelmesini arzuluyorum.
-Moda ile aranız nasıl? / Takip ettiginiz markalar yada tarzını begendiginiz modacılar var mı?
Modayı takip ediyorum ama kendime yakışanı giymeyi tercih ediyorum.
Modacı olarak Çiğdem Akın , Figen Üntürk , Ayşe Deniz Yeğin en beğendiğim modacılardandır.
Bir insan kaç yaşında olursa olsun her saniye öğrenmeye devam etmektedir. Ailelere çocuklarını bu eğitimi aldırmalarını hatta tüm gençlerin bu tür kurslara daha çok ilgi göstermesini arzu ediyorum…Zarif ve centilmen insanlar ile tanışmanız ve hep mutlu olmanız dileği ile….
Röportaj:Ayşe Sarıkaya
|
Etiketler:
ajans,
ayça kuru,
ayşe sarıkaya,
egitmen,
fotograf,
ilker uzunalan,
model,
oyuncu,
röportaj,
ünlü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









